|
TÜRKİYE'NİN LİDERLİĞİNDE TÜRK BİRLİĞİNİN DESTEĞİNDE
TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ

 |
Türk-İslam dünyasının bir olması vakti gelmiştir. Dini, dili, örfü, geleneği,
göreneği bir olan bu toplumların birleşmemesi, ortak hareket etmemesi için
hiçbir sebep yoktur. Çoğunluğu aynı dili konuşan, bir olan Allah'a iman eden,
Peygamberimiz (sav)'e gönülden teslim olmuş ve içten bir saygıyla O'nu seven,
İslam ahlakının gereği olan misafirperverliği, sevgiyi, fedakarlığı, tevazuyu,
candanlığı, vefakarlığı yaşayan kısacası özleri, kanları, canları bir olan
Türk-İslam toplumları için birlik olmak büyük bir kolaylık ve nimettir. Bu
milletler arasındaki mevcut ayrılık ise, son derece suni ve gereksiz bir
ayrılıktır. Kafkasya'dan Tanzanya'ya, Fas'tan Fiji'ye kadar uzanan geniş bir
coğrafyaya yayılmış olan Türk-İslam dünyası birlik ve beraberlik içinde hareket
ettiğinde, Allah'ın izniyle, yeniden şahlanacaktır.
İslam ahlakının özünde birlik vardır. Allah Kuran'da yeryüzünde bozgunculuğun
son bulması için iman edenlerin birbirleriyle dost olmaları, ittifak etmeleri,
birlik ve beraberlik içinde olmaları gerektiğini bildirmiştir:
... Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız)
yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi,
73)
Yeryüzünde akan kanın durması, anarşinin, terörün son bulması, Türk-İslam
dünyasına refahın, bereketin ve huzurun hakim olması, tüm Müslüman aleminin
güvenliğe kavuşması ve dünya barışının sağlanması için Türk-İslam Birliği'nin
kurulması şarttır.
|
- Türk-İslam Birliği'nin laik yapısı inanan inanmayan, her düşünceden ve
ideolojiden insanın koruyucusu olacaktır. Laik ve demokratik esaslara dayanan ve
hukukun üstünlüğü prensibini ilke edinmiş bu birliğin çatısı altında sadece
Müslümanlar değil Yahudiler ve Hıristiyanlar da diledikleri gibi ibadetlerini
yerine getirecekler, özgür ve rahat bir yaşama sahip olacaklardır. Yalnız
dindarlar değil, Budistler, ateistler, inançsızlar, materyalistler kısaca herkes
Türk-İslam Birliği'nin sağladığı hür ortamda fikirlerini dilediği gibi ifade
edebilecek, istediği gibi yaşayacaktır. İnancı, düşüncesi, ırkı, milliyeti ne
olursa olsun tüm insanların birinci sınıf vatandaş muamelesi göreceği Türk-İslam
Birliği, insan haklarına ve temel özgürlüklere hak ettiği değeri veren
demokratik ve laik yapısıyla örnek bir toplum modeli oluşturacaktır.
- Türk-İslam Birliği bir itidal birliğidir. Bu birlik fanatik, baskıcı, tahakküm
eden bir birlik değil, tam tersine insana saygılı, hoşgörüye ve merhamete
dayalı, açık fikirli ve hür düşünceli bir kardeşlik ve sevgi birliği olacaktır.
Hem bu birlik altında birleşen milletlere hem de dünya milletlerine güvenlik
sağlayacaktır. Türk-İslam dünyasının böylesine akılcı, sağduyulu ve adil bir
liderliğe kavuşması, hem bugün pek çok sorunla karşı karşıya bulunan yaklaşık
1.5 milyar Müslüman için, hem de dünyanın tüm diğer insanları için çok hayırlı
olacaktır. Müslümanlar, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in devrinden bu yana,
insanlığa; akıl, bilim, düşünce, sanat, kültür, medeniyet gibi alanlarda öncülük
etmiş, "insanların hayrı"na dev eserler ortaya koymuşlardır. 21. yüzyılın gerçek
bir aydınlanma çağı olmasının öncüsü de Türk-İslam Birliği olacaktır.
- Türk-İslam Birliği'nin vesile olacağı aydınlanma tüm dünyaya güzellik
sunacaktır. ABD, Rusya, Çin, İsrail ve tüm Avrupa Devletleri Türk-İslam
Birliği'nin kurulmasıyla uzun yıllardır devam eden kökleşmiş sorunların bir anda
çözüme kavuştuğunu görecek, bu durumdan herkes fayda sağlayacaktır. Türk-İslam
dünyası dışında kalan büyük devletlerin güvenliğe, ekonomiye, kültürel değerlere
dair tüm endişeleri bu birliğin kurulmasıyla tamamen ortadan kalkacaktır.
Terörle mücadele sona erecek, kültürel çatışma riski tamamen ortadan kalkacak,
yer altı kaynaklarından tüm insanların en güzel şekilde faydalanması sağlanacak,
ekonomi istikrara kavuşacak ve buhran ihtimali bertaraf edilecek, askeri
giderlere ayrılan bütçe insanların daha kaliteli ve güvenli yaşamaları için
sarfedilecektir. Açıktır ki, güçlü bir Türk-İslam Birliği'nin varlığı bütün
milletlerin menfaatinedir.
- Türk-İslam dünyası çok güzel bir olgunlaşma dönemi yaşamaktadır. 19. yüzyılın
son dönemlerinden bu yana 100 yıldan uzun bir süredir yaşanan sıkıntılar,
Türk-İslam alemini bilinçlendirmiş ve güçlendirmiştir. Gerçek din ahlakı bu
coğrafyada müthiş bir yayılma göstermiştir. Başta genç nesil olmak üzere,
bilinçli ve olgun, fanatiklikten sıyrılmış geniş bir kitle mevcuttur. Türk-İslam
aleminin şevkle ve coşkuyla beklediği birleşmenin gerçekleştirilmesi için çok
uygun bir zemin olduğu açıkça görülmektedir. Bu ortamın çok iyi
değerlendirilmesi, gereken adımların bir an önce atılması şarttır.
Milli Değerleri Koruma Vakfı
|